DİSK’in 16. Genel Kurulu’na katılan Kılıçdaroğlu: Dünyanın bütün demokratları birleşin!

14 Şubat 2020 39 0

Çerkezoğlu, “Kürt sorununun demokratik çözümü başta olmak üzere demokrasinin tüm kurallarıyla işlediği bir ülke için, savaş çığırtkanlığına karşı yurtta, bölgede ve dünyada barış ve kardeşlik için, elbette laiklik, demokrasi ve sosyal bir hukuk devleti için omuz omuza yürüyeceğiz” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da işsizliğe vurgu yaparak ” Büyük komplolara veya dış güç gibi teorilere ihtiyaç yok. Herkesin iş bulma mücadelesiyle karşı karşıyayız” dedi.

DİSK’in toplumsal barışta da rol oynadığını dile getiren İmamoğlu şöyle konuştu:

“Örgütlü işçilerin aynı zamanda toplumsal bütünlüğünün de çimentosu olduğuna inanıyorum. Sosyal barışın da güvencesi olduğunu biliyorum. Ekonomik gelişmenin doğru ve adaletli büyümenin de garantisi olduğunun altını çizmek gerekir. Bu manada demokrasinin, özgürlüğün hepimizin arzu ettiği su gibi hava gibi bu kavramların da karşılık bulduğu bir genel kurul olmasını diliyorum. Toplu iş sözleşmelerinde hem iş veren hem işçi haklarında birlikte hareket ettik. Bundan sonra da birlikte hareket etmeye el birliği ile çalışmaya kararlı bir belediye başkanıyım. Çünkü bir belediye başkanı olarak itibarımın benimle çalışan işçinin mutluluğuna bağlı olduğunun farkındayım.”

Çerkezoğlu, “Kürt sorununun demokratik çözümü başta olmak üzere demokrasinin tüm kurallarıyla işlediği bir ülke için, savaş çığırtkanlığına karşı yurtta, bölgede ve dünyada barış ve kardeşlik için, elbette laiklik, demokrasi ve sosyal bir hukuk devleti için omuz omuza yürüyeceğiz” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da işsizliğe vurgu yaparak ” Büyük komplolara veya dış güç gibi teorilere ihtiyaç yok. Herkesin iş bulma mücadelesiyle karşı karşıyayız” dedi.

DİSK’in toplumsal barışta da rol oynadığını dile getiren İmamoğlu şöyle konuştu:

“Örgütlü işçilerin aynı zamanda toplumsal bütünlüğünün de çimentosu olduğuna inanıyorum. Sosyal barışın da güvencesi olduğunu biliyorum. Ekonomik gelişmenin doğru ve adaletli büyümenin de garantisi olduğunun altını çizmek gerekir. Bu manada demokrasinin, özgürlüğün hepimizin arzu ettiği su gibi hava gibi bu kavramların da karşılık bulduğu bir genel kurul olmasını diliyorum. Toplu iş sözleşmelerinde hem iş veren hem işçi haklarında birlikte hareket ettik. Bundan sonra da birlikte hareket etmeye el birliği ile çalışmaya kararlı bir belediye başkanıyım. Çünkü bir belediye başkanı olarak itibarımın benimle çalışan işçinin mutluluğuna bağlı olduğunun farkındayım.”

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli de yaptığı konuşmada HDP’li belediyelere atanan kayyumların icraatlarına değindi. Kayyumların atandıkları belediyede yaptıkları ilk işin işten çıkarmalar olduğunu ifade eden Temelli, “Bu düzeni ayakta tutmanın yolu, şiddet savaş, kürt düşmanlığı ve kayyum rejimi olarak görülüyor. Bu kayyumcu zihniyetten hep birlikte kurtulmalıyız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi için ayrılan bütçe ve yapılan harcamaların kamuoyunun ödediği vergilerden karşılandığını hatırlatan Temelli, işsizlik ve çocuk işçi sayısına da dikkat çekerek şöyle konuştu:

“Eğer bu anlayıştan bu zihniyetten kurtulamazsak bu düzen hepimizi içine çekecektir. O yüzden emek ve demokrasi mücadelesini şimdi ortaklaştırma zamanıdır. Toplumsal emek örgütlenmelidir. Yoksa tüm haklarımızı gasp edecekler. Sarayda var ettikleri o kara delik bütün haklarımızı yutmaya devam ediyor. Güvencesiz çalışma koşullarının bile bittiği inanılmaz bir işsizlik ve yoksulluğun yaygınlaştığını görüyoruz. Bugün Türkiye’de 2 milyon çocuk işçi var. Çocukların eğitim alması gerekirken bu ülkenin 2 milyon çocuğu çırak adı altında çalışmak zorunda bırakılmıştır. 4+4+4 eğitim sistemi çocuk işçiliğini genelleştirirken bir yandan da çocuk evlilikleri ile topluma başka bir zulmü de dayatmaya devam etmiştir. Asari ücreti ortalama ücrete çevirerek sömürüyü yaygınlaştıran bu sistem aslında hepimizi yoksullaştırmıştır. Her şeye her gün yeni bir vergi ve vergi zammı geliyor. Bütün bu zamlar aslında yandaşlara daha fazla fon bulmak için yapılıyor. Şimdi de toplumu daha fazla borç girdabına sürükleyecek yasaları getiriyorlar. Bu zihniyetten hep birlikte kurtulmalıyız”

Genel Kurul’da konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dünyada giderek otoriter rejimlerin giderek güç kazandığı bir ortam oluştuğunu söyledi. Konuşmasında eski Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’ın Çek Cumhuriyeti’ne büyükelçi olarak atandığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Ayakkabı kutusunda rüşvet alan birini başka bir ülkeye büyükelçi olarak atıyorsanız; orada büyük bir sorun var demektir” diye konuştu. Eskiden sınıf mücadelesi için söylenilen “Dünyanın bütün işçileri, birleşin” sözünün otoriter rejimlere karşı artık güncellenmesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, bu sözün “Dünyanın bütün demokratları birleşin” olarak güncellendiğini söyledi. Türkiye’ye artık gerçek anlamda bir demokrasi getirilmesi gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, üçüncü sınıf demokrasinin rededdilmesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Bunu aşmak için 4 ayaklı bir strateji uygulamalıyız. Türkiye’ye gerçek anlamda bir demokrasi getirmek zorundayız. Üçüncü sınıf bir demokrasiyi kabul etmemeliyiz. Bizim ülkemizin insanı neden baskıcı bir yönetimde. Baskıcı bir yönetime karşı çıkmanın yolu demokrasiye sahip çıkmaktır. Uygar ülkelerin demokrasi standartları neyse aynı standartların bizim ülkemizde de olması lazım.

İkinici ayağı üreten Türkiye’dir. Eğer bağımsız Türkiye diye bağırıyorsanız ekonomik bağımsızlık da bunun olmazsa olmazıdır. Bugün Türkiye üretim sürecinden koparılan bir Türkiye’dir. Tarımda güçlü oLması gereken Türkiye neredeyse bütün tarım ürünleri ithal eden bir ülke haline gelmiştir. Yoksulluğu aşmak ve işsizliği çözmeye değil bunu siyaset malzemesi olarak kullanan ve bir lütuf ekonomisi kurmaya çalışan bir siyasal anlayış var.

Üçüncü ayak güçlü bir sosyal devlet kuramazsanız o memlekette huzuru sağlayamazsınız. Hç kimsenin aç ve açıkta kalmadığı işsizlik dolayısıyla kimsenin kendini yakmadığı bir Türkiye’den bahsediyorum. Güçlü bir sosyal devletin en temel ayağı anayasası 102 sayılı sosyal güvenliğin asgari normları sözleşmesidir. Bunları istemek zorundasınız.

Dördüncü önemli nokta ise sürdürülebilirliktir. Bütün bunlar aynı zamanda Cumhuriyetin kurucu değerleridir.”

 

 

BENZER KONULAR
YORUM YAZ
MODA